24 Temmuz 2012 Salı

Dunning Kruger Sendromu




İki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmış şöyle ki ;

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."
...
Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...

Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayan-lar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.

Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı:

“İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.

‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.

Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar..."

N'olur fazla mütevazi olmayın!...

"Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti...

Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Boğaz'da Kenan Doğulu Konseri



18 Temmuz Çarşamba günü Kenan Doğulu konserine gitmek için çıktık yola, vaktimiz varken Emirgan'da 
Taş Kahve'de yemeğimizi yedik. Manzarası ve mekan güzel ancak servisi ve yemeklerinin lezzeti için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ardından Kuruçeşmeye doğru yol aldık :)


Vee Kenan sahnede :)


Gecede müzik ve sahne şovları etkileyiciydi.

     

Konser karnaval gibi şendi. Konser başlangıcından bitişine kadar coşku vardı, aslına bakarsanız Kenan'ın enerjisi bize geçti. 




Mutlu hafta sonları

16 Temmuz 2012 Pazartesi

“The Great Masters” Sergisi Notları


Bugün  16.yüzyıl İtalyası'nın en ünlü üç ustası Michelangelo, Leonardo ve Raphael'in sanatta bıraktıkları izleri görmek için 'The Great Masters' sergisine gittik. Gitmeye fırsat bulamadıysanız işte sergi ayağınıza geldi :)


Michelangelo'nun Sistine Şapeli


  Michelangelo, 4 sene boyunca bu iç bükey şapelin tavanını boyamak için sırt üstü ve tavana bakarak çalışmasını yapmış. Neredeyse günlük hayatındaki davranışlarını etkileyecek kadar yoğun bir beden mesaisi harcamış.





Mekanik Testere


                      Asma köprü. Köprünün dışında bir vinç düşünülmüştür, vinç döndürüldüğünde köprüye bağlanan halat bükülmektedir. Köprünün altında yer alan makara sistemi de halatın kaymasını engeller ve hangi yörüngede yer alacağını belirler. Bu şekilde de asma köprünün açılması sağlanır. Köprü, tek hat üzerine yapılandırılmıştır.
  

Toplu savaş taarruz gemisi



Leonardo’nun maketleştirilmiş mekanik makinelerinden biri


 Vitrivius İnsanı-1487

Bu çizimin çıkış hikayesi ise hümanizm akımının ve mimarların en önemli kitaplardan biri olarak gördüğü Mimar Vitruvius’un “Mimarlık Üzerine On Kitap” eserine dayanır. Çağı itibariyle mimaride çığır açıcı bir bakış açısına sahip olması dışında, Vitruvius’un mimaride kullanılan formların bir oran içinde yer alması ve tapınak çizimlerinde de bu geometrinin Platon’un Philebus’ta betimlediği ideal oranlardan türetilmiştir. Vitrivius bu oranların insan bedeninde de yer aldığı savunur. Leonardo’da Vitrivius’tan etkilenerek insan bedenini daire ve kare içinde ideal oranlarla resmederek, kusursuz bir eser yaratmıştır: Not defterlerinde bu çizimine ve insan bedenindeki matematiksel oranlara ilişkin şöyle not düşmüş Leonardo:
“Mimari üzerine yaptığı bir çalışmada Mimar Vitruvius, insan bedeninin ölçülerinin Doğa tarafından şöyle düzenlendiğini söyler. Dört parmak bir avuç içi, dört avuç içi bir ayak, altı avuç içi dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan uzunluğu verir. Dirsekle orta parmak arasındaki uzunluğun dört katı da bir insanın boyutudur. Dirsek ve orta parmak arasındaki uzunluğun dört katı bir adımdır. 24 avuç içi bir adam boydur. Vitruvius bu ölçüleri yapılarında kullanmıştır. Eğer bacaklarınız, boyunuzu 1/14’ü oranında kısaltacak kadar açarsanız ve kollarınızı orta parmaklarınız başınızın üst noktasından geçecek bir çizgiye değecek şekilde yukarı doğru uzatırsanız, kollarınız ve bacaklarınız da açıkken, vücudunuzun merkezi göbeğinizdir. Bacaklarınızın arasındaki üçgen ise eşkenar bir üçgendir.
Bir insanın kolları açıkken, bir elinin orta parmağının ucundan diğer elinin orta parmağının ucuna kadar olan mesafe, onun boyuna eşittir.
Saç köklerinden çenenin altına kadar olan mesafe insan boyunun onda bir kadardır; çene altından basin üst noktasına olan mesafe insan boyunun sekizde biridir. Göğüs üstünden başın üstüne kadar olan mesafe insan boyunun altıda biridir. Göğüs üstünden saç köklerine kadar olan mesafe yedide bir, meme uçlarından baş üzerine kadar olan mesafe de insan boyunun dörtte biridir. Omuzlar arasındaki en geniş mesafe , insan boyunun dörtte birini içine alır. Dirsekten elin ucuna kadar olan mesafe beşte bir, dirsekle kol altı açısı arasınaki mesafe sekizde bir insan boyudur. Elin tümü insan boyunun onda biridir. Üreme organlarınn başlangıç noktası tüm bedenimizin orta noktasıdır. Ayağın uzunluğu insanın uzunluğunun yedide biridir. Ayak tabanı ile diz kapağının altı arasındaki mesafe insan bedeninin dörtte biridir. Çene altı ile burun, saç kökleri ile kaşlar ve kulak arası, yüzün üçte biri kadardır.”

Leonardo'nun tuttuğu not defteri


Hareketli havan topları

Davut Heykeli

 Michelangelo'nun 1504 yılında yaptığı, orjinali Floransa Akademi Galerisinde sergilenen bu heykelde, Davut Goliath'la savaşmadan az önce tasvir edilmiş, gözler kararlı bir şekilde düşmana dikili. Michelangelo aslında bu heykeli yapmadığını, Davut'un zaten o mermerin içinde olduğunu, kendisinin ise sadece gereksiz parçaları ayıkladığını söylermiş.


San Pietro Bazilikası'nın Kubbesi 1588-1590



Yuvarlak Savaş Silahı.
 Leonardo bu aracı, insanlarla ve hayvanlarla hareket ettirmeyi düşlemiştir. Leonardo makinenin hem dıştan hem de içten nasıl göründüğünü çizimle anlatmakta olduğu gibi, mermi ve toz bulutundan da nasıl mevzi alınacağını da göstermektedir.

Sergi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde 31 Temmuz’a kadar ziyarete açık olacak.   



15 Temmuz 2012 Pazar

Lars Danielsson Konseri 2012





12 Temmuz Perşembe günü işten koştura koştura sevgiliyle Lars Danielsson konserine gittik. İki sene önce Aksanat'ta dinlemiştik kendisini ancak bu kadar keyif almamıştım, bu konser bambaşkaydı. Atmosfer bizi büyüledi, çaldıkları müzikle doyumsuz bir gece yaşattılar bize. 




13 Temmuz 2012 Cuma

Evimiz ve Mutluluk


Psikolog Acar Baltaş'ı yeni keşfettim. Sitesini ziyaret edip bu makalesini okudum ve sizlerle paylaşmak istedim.

http://www.acarbaltas.com/index.php

Evimiz ve Mutluluk
İçinde yaşadığımız evlerimizde daha rahat ve konforlu yaşamak için yaptığımız düzenlemelerin birçoğu mutluluğumuza engel olacak özellikler taşımaktadır. Bu nedenle National Geographic Society’nin desteklediği “mutluluk projesinde” izlenimlerini “Thrive kitabında toplayan yazarı Dan Buettner’e göre, hayat kalitesiyle çelişen ve yaşam doyumunu yükselten özellikleri gözden geçirmekte yarar vardır.

TV ekranlarınızın sayısını azaltın: Mümkünse bu sayıyı bire indirin ve özellikle çocukların odasından televizyonu çıkartın. Yapılan çok sayıda araştırma TV’nin çocukların zihinsel gelişimine engel olduğunu, onu pasifleştirdiğini ve kilo almasına yol açtığını ortaya koymuştur. Bu kilolar, daha sonra onun hayatı boyunca mücadele edeceği veya boş verip teslim olacağı bir konu olarak varlığını sürdürecektir.

Hayvan besleyin: Bunun için koşullarınızın el verdiği seçimi yapabilirsiniz. Yapılan araştırmalar hayvan besleyenlerin, kan basınçlarının, stres hormon seviyelerinin daha düşük olduğunu ve daha sakin olduklarını göstermektedir. Benzer şekilde araştırmalar, hayvan beslemenin özsaygıyı yükselttiğini, kişinin kendini önemli ve değerli hissetmesine neden olduğunu ortaya koymuştur. Bunlara ek olarak, kedi ve özellikle köpek beslemenin yaşlılarda, başta kalp krizleri olmak üzere, birçok ciddi sağlık sorunu üzerinde olumlu etkilileri olduğu bilinmektedir.

Başarılarınızı yansıtan bir köşe oluşturun: Hayatınızdaki önemli başarılarınızı size hatırlatan resim, belge, ödül ve objelerden oluşan bir köşe oluşturun. Bunu evinizdeki koridorun boş duvarına asacağınız resimlerle gerçekleştirebileceğiniz gibi, uygunsa salonunuza da taşıyabilirsiniz. Buraya kendi düğün ve çocuklarınızın belirli yaşlardaki resimlerinin yanı sıra, büyük anne ve babanız veya değer verdiğiniz bir hocanız gibi hayatınızda önemli rol oynamış insanların da resimlerine yer verebilirsiniz. Böyle bir köşenin önünden geçmek ve eve gelen misafirlerle bu anıları paylaşmak, hem sizin kendinizi değerli hissetmenize, hem de hayatınıza katkı yapan insanlara duyduğunuz şükranı hatırlamanıza neden olur. Bunların hepsi, yaşam doyumunuzu yükseltecek olumlu duygular yaşatır.

Evinize mümkün olduğu kadar güneş ışığı sokun: Kendi sosyal çevremdeki kişisel gözlemim, arkadaşlarımın büyük çoğunluğunun evlerinin baktığı cepheden habersiz olduklarıdır. Ev alacak ya da taşınacaksanız, evinizin cephesinin kuzeye dönük olmamasını en önemli ölçüt olarak kabul edin. Biraz daha küçük veya pahallı gibi gözükse de, doğu ya da güney batıya bakan bir ev yaşam kalitesi açısından önemlidir. Yapılan araştırmalar, güneş ışığının düzenli koşu yapanlarda olduğu gibi bedende endorfin düzeyini yükselttiğini göstermiştir. Birkaç dakika güneşte durmanın sağladığı D vitamini, litrelerce süt içmeye eşittir.

Kendinize bir bahçe oluşturun: Toprakla uğraşmanın stres hormonunu azalttığı bilinir. Ekme, dikme, çapalama, budama, ayrıkları ayıklama, çiçek veya meyveleri toplama adımlarının her biri sabır gerektiren, yavaş hareket etmeye gerektiren eylemler içerir ve doğadaki farklılıkları algılamaya imkan verir. Ayrıca yetiştirdiği ürünleri yemek, çiçekleri seyretmek kişiye gurur verir. Bunun için imkanınız varsa mutlaka bahçenizden yararlanın. Yoksa da balkonunuzun elverdiği boyda yetiştirebileceklerinizle yetinin. Ancak ne yazık ki ülkemizde birçok evde balkon ya eve dahil edilmiştir ya da kullanılmayan eşyaların yığıldığı bir ardiyeye dönüştürülmüştür. Burada sıraladıklarımızın hiçbirini yapma imkanınız yoksa, saksı içinde yetiştireceklerinizle, yukarıda sıraladığımız duyguların bir bölümünü yaşamaya gayret edin
.
Yatak odanızı uykuya göre düzenleyin: Uyku insanın en temel ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç kişisel farklılıklar gösterse de, yetişkin bir insan için gerekli süre 6-7 saat dolayındadır. Yetersiz uyku, hücre çekirdeğinde geri dönüşü olmayan yıkım yapar ve bu hızlı yaşlanmanın doğrudan nedenidir. Bu nedenle evin yatak odasının, farklı aktiviteleri yürütmek amacıyla değil, sadece sağlıklı bir uykuya imkan verecek şekilde düzenlenmesinde yarar vardır. Bunun için yatak odanıza televizyon koymayın. Farklı amaçlar için bir televizyon bulunduruyorsanız, uykuya geçerken televizyon seyretmeyi tercih etmeyin. Parlak ışık veren bir saat varsa bunu mat ışık veren bir saatle değiştirin. Yatak odanızın karanlık ve serin olmasını sağlayın. Yatmadan önce kitap okuma alışkanlığı uykuya rahat bir geçiş sağlar. Bu nedenle elinizin altında okuyacağınız kitap ve dergileri bulundurun.

Evinizi farklı renklerle boyayın: Klasik anlayışın dışına çıkın. Bunun için evinizi beyaz, gri, bej ve pembenin açık tonlarına boyamaktan vazgeçin. Evinizdeki bazı odalarda duygu durumunuza göre birkaç yılda bir veya ihtiyaç duydukça sarı, mavi, yeşil, kırmızı gibi kendini hissettiren renkler kullanın. Hatta aynı odada farklı duvarları farklı renklere boyayın.

Sonuç: Mutluluk pek çoğumuzun sorgulamadan kabul ettiği gibi, çok para kazanarak elde edeceğimiz bir şey değildir. İnsanların yaşam kalitesi ve doyum, kişinin içinde yaşadığı toplum, sosyal çevre, işyeri ve çalışma koşulları, ekonomik koşulları ve yaşadığı evin içinde yarattığı ortamı da içine alan çok sayıda faktörün etkileşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bu sıralananlara ek olarak, bireyin kişisel farkındalığı, hayatına yüklediği anlam açısından çok önemli bir belirleyicidir ve bu gelecek yazımızın konusu olacaktır.

1 Temmuz 2012 Pazar

Güzel telaşlar



Leyleği hava da gördüm sanırım eve giremez oldum. Mutlumuyum evet mutluyum ama tatlı yorgunluğum var :) 13 Haziran Çarşamba günü anneme süpriz yaptım doğum gününden bir gün önce onu Candan Erçetin konserine götürdüm. Çok eğlenceli bir konserdi keyifliydi. Annemin doğum gününü kutladık tüm açık hava :))

Ertesi gün MFÖ konserindeyik sevgilimle. Güzeldi ama Candan Erçetin konserindeki gibi coşmadık.
Özkan'ın performansına hayran kaldık. Bu arada Kuruçeşme Arena'yı yenilemişler insan kendini Bodrum'da gibi hissediyor bembeyaz.


Durucuğumuzun bebek mevlüdü vardı, çok güzel detaylarla hazırlanmış annesi. Her şey harikaydı :) Duruyu söylememe gerek bile yok. Huzur, saflık, güzellik hepsi bir arada. Gelinlikli günlerini de görürüz umarım.