26 Eylül 2011 Pazartesi

Yummy




İnsan kafasına bir şey takmasın öyle yada böyle bir şekilde yapıyor. Hafta sonu Eminönü'ne gitmek zorunda kaldım. Çok uzun zaman önce çikolata  yapmak için Eminönü'nde sokak sokak gezip turlayıp çikolata fiyatların yüksek olmasından sebep vazgeçmiştim. O zaman bana önerilen kalıp çikolatalar 100 TL'den başlıyordu. Şimdi benim gibi amöterler için küçük paketlerini yapmışlar fiyatı sadece 9 TL.  


Malzemeler:


1 Adet kuvertür çikolata bitter ya da sütlü
1 Adet çikolata kalıbı
İsteğe göre fındık,fıstık,badem.


Kalıba boşaltılmış hali


Yapımı çok basit çikolatayı Benmari usulü eritiyoruz. (Bir tencerenin içine su doldurarak ocağa alıyoruz ve üzerine de içine küçük parçalar haline getirdiğimiz çikolatayı koyduğumuz ısıya dayanıklı kabı koyuyoruz. Ve su kaynadıkça da çikolatamız yavaşça erimeye başlıyor.) Ardından eriyen çikolatayı kaşık yardımıyla kalıplara boşaltıyoruz. Dilerseniz yarısına kadar çikolata koyup içine fındık koyup üstünü tekrar çikolata kapatarak çikolatanızı değişik yemişlerlede tatlandırabilirsiniz. Bir süre evin serin bir kısmında sıcaklığı geçene kadar dinlendikten sonra buzdolabında soğutup servis edebilirsiniz.




Vee  voilaa :)  
Ev yapımı çikolatam'dan buyrunuz .. Yapması zahmetsiz ama yemesi leziz. 


Afiyet olsun
Mis Pudra

22 Eylül 2011 Perşembe

Amanda Aman Kimler Doğmuş














Bugün benim güzel prensesim Selen'imin doğumgünü... O hayata bakışı, altın kalbi, pozitifliği ve duyarlılığı ile hayatıma gerçekten anlam katan güzelliklerden biri.
Bugün kuş olup uçmak yanına gelip senin o güzel yanaklarına binbir öpücük kondurmak istedim. Yüzünün hep böyle gülmesini, karşına hayatın boyunca hep iyi insanların çıkmasını ve hep mutlu olmanı diliyorum. Sen benim canımsın,seni çooooook seviyorum.

MUTLU YILLAR SELEN'İM :)

12 Eylül 2011 Pazartesi

Pablo Neruda



AĞIR ÖLÜM
Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Balat'ta Tek Başıma Gezinirken


Bugün içimden bişey yapmak gelmedi. Fotoğraf makinemi kaptığım gibi Balat'a gittim.
Oraya ne zaman gitsem elim boş dönmüyorum. Aşağıdaki ilk fotoğraf Arsene Lupın'e ait bir film afişi hatta biraz dikkat ederseniz tozlu bir afiş. O kadar keyif alıyorum ki fotoğraf çekerken umarım sizde fotoğraflarımı incelerken benim duyduğum keyifi paylaşırsınız. İyi hafta sonları herkese.










7 Eylül 2011 Çarşamba

Antidepresan Olarak Aşk



Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldığım bu kitapla önceleri birbirimize pek alışamadık.. O uzak durdu benden, ben yakınlaşmak istedim ama olmadı bir türlü..Şimdilerde sakin kafayla okumaya başladım. Beni çok şaşırtıyor.Sizi çok sıkmadan kitaptaki bir bölümü paylaşmak isterim.

Kafadaki olumsuz dedektör;

Bu bölümde içimizdeki kötümsere mi söz hakkı tanıyalım. O kuşkucudur, farklı düşünür, karşı çıkar. Bizi saf bulur. Şöyle der: Olumlu düşünmek ne kadar duygulandırıyor! Peki, bunu nasıl yapacağımı bana açıklayabilir misin?

Biri olumsuzluğa eğilimliyse ne olur? Arkasından ne gelir? Bu insana, birlikte yaşadığı  insanın davranışını düşmanca değil de dostça yorumlasını söylemek anlamsız değil midir? İlla olumlu düşünce tarzı mı geliştirilmeli? Düşünce tarzı sonuçta bir kişilik, eğitim, genetik meselesi ki ne meselesi olursa olsun, kesinlikle kolay değiştirilebilecek bir şey değildir!  Bunda gerçek payı vardır. Yine de eşimizin davranışlarını yorumlayan biziz. Biz eşimizi onu algıladığımız gibi algılarız. Olduğu gibi değil. Eşimizi algılarken dikkatimizi iyiden iyiye ya da sadece kötüye yönlendirme seçeneğine sahibizdir. Biz dikkatimizin kölesi değilizdir. Onu idare edebiliriz. Buna rağmen içimizdeki karamsarın itirazı yaralı bir noktaya isabet eder. Çünkü dikkatini olumluya yönlendir demek, bunu yapmaktan daha kolaydır. Çaba ve kendini aşma ister. Bu yorucudur. Olumsuzlukla ilgili durum çok farklıdır. Kötü olan aklımıza kendiliğinden gelir, hatalar göze çarpar. Bu neden böyledir?
Bunun çok basit bir sebebi var. Olumsuzluk çözüm ister, olumluluk istemez. Olumsuzluk şu demektir: Dikkat bir sorun var! Olumluluk şu demektir: Her şey yolunda, düşünecek bir şey yok.
Örneğin kocanızın çoraplarını salonda ortada bırakmayı tercih ettiğini ve toplamaya şiddetle karşı çıktığını varsayalım. Bu konuda bir sorunumuz vardır ve bu durum istemeden ilginizi çekiyordur. Kimsenin aklına olumlu olan, kocasının gönüllü olarak çoraplarını kaldırması gibi saçma bir fikir gelmez. Olumlu olan çözüm gerektirmez, dolayısıyla ilgi de çekmez. Sadece olumlu olanı elde etmek için dikkate ve gücünüzün tümüne gereksinim duyarsınız. Ortada olan iyiyse, hemen unutur gidersiniz..

Kitap'ta bilimin aşka, ilişkilere, evliliğe, duygulara, kısaca insan doğasına yaptığı yolculuktan keyif alacak ve aşkı yeniden tanıyacaksınız.

Mis Pudra

5 Eylül 2011 Pazartesi

Banu'm Hamile


Günlerdir içimde bir sevinç var . Biraz sıkılsam aklıma geliyor ve tebessüm etmemi sağlıyor bu durum.
Canım dostum, Banu'm hamile. Bebişin gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.  Allah nazarlardan korusun her ikisini de. Sevgili Banu ve Orkun'a bebişleri ile birlikte geçirecekleri güzel, sağlıklı ve mutlu bir hamilelik diliyorum :)


Not: 23/08/2011 tarihinde aldık mutlu haberi ancak yazabiliyorum affedin.

Mis Pudra