21 Mart 2011 Pazartesi

Frida Kahlo ve Diego Rivera


İyi haftalar :)














Haftasonunu dolu dolu geçirdik. Pera Sanat Merkezi'nde sergilenen Frida ve eşi Diego'nun tablolarını görmeye gittik. Daha önce filmini izlemiştim ve oldukça etkisi altında kalmıştım. O filmdeki eserleri karşımda  fırça darbelerini görmek beni çok heyecanlandırdı. Frida çok ünlü bir ressam olmasına rağmen çok zorluklar yaşamış.



Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin sonucu olarak bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmiş. Bu özrüyle başetmesini bilen Frida, gençkızlık çağında, dönemin en iyi eğitimini veren Ulusal Hazırlık Okulu’nda okumuş. 19 yaşında geçirdiği bir trafik kazası bütün hayatını değiştirmiş.

 

17 Eylül 1925 yılında okuldan eve dönerken bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu çok kişinin öldüğü kazada, trenin demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmış. Kazadan sonra tüm hayatı korseler, hastaneler ve doktorlar arasında geçmiş omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acıyla yaşayarak, 32 kez ameliyat edilmiş ve 1954’te çocuk felci nedeniyle sakat olan sağ bacağı kangren yüzünden kesilmiş.


Kazadan bir ay sonra hastaneden çıkan Kahlo, ailesinin teşviki ile sıkıntı ve acıdan kaçmak için resim yapmaya başlamış. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yapmış.
Resim çizmeye devam eden Kahlo aynı dönemde bir gün, Meksikalı Michalangelo olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera'yı görmeye ve resimlerini göstermeye gitmiş. İki sanatçı, 21 Ağustos 1929’da evlendikten sonra Kahlo 1930’da eşiyle beraber ABD’ye gitmiş ve 1933’te Rivera aldığı duvar resmi siparişlerini bitirinceye kadar orada yaşamışlar.


Frida ile Rivera’nın fırtınalı bir evlilik yaşamları olduğu bilinir. Sağlık sorunları nedeniyle bir çocuğunu aldıran ve ardarda iki düşük yapan Frida, eşinin sadakatsizlikleri nedeniyle 1939 yılında ondan ayrılmış ama 1 sene sonra yeniden evlenmişler ve Frida’nın çocukluğunu geçirdiği Mavi Ev’e yerleşmişler. Sık sık sağlığı bozulan Frida, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için bütün gücüyle resim yapmış, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da sergiler açmıştır. 1938’de New York’ta açtığı sergi ona büyük ün getirdikten sonra, 1939’daki Paris sergisi ile övgüler topladı 1943’de 'La Esmeralda' adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi sürdürmüş; 1950’de omurgasındaki sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve 9 ay hastanede kalmış. 1953 yılı Nisan ayında Mexico City’de bir kişisel sergi açtıktan sonra; Temmuz ayında sağ bacağı kesilmiş.


Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te, akciğer ambolisi teşhisiyle son nefesini vermiş.
Son tablosunun adı "Yaşasın Yaşam". Ressamın 70 tablosundan 50’si bugün, büyük bir Kahlo fanatiği olan Madonna’nın koleksiyonunda bulunuyor.






Kesinlikle görülmesi gereken pek zevkli bir sergi. Müzede diğer katta olan  Çarlık Rus Sahnelerini de en kısa yayınlayacağım..



Sevgiler
Böceğiniz Burcu








2 yorum:

ELÇİN'İN YERİ dedi ki...

Merhaba

Öncelikle yorumunuz dilekleriniz için teşekkür ederim .

Yıllar önce filmini izlemiştim Salma Hayek oynamıştı ve beni inanılmaz etkilemişti hayatı .Defalarca izlemiştim .Paylaşımınız için ayrıca teşekkürler

Sevgiler

Burcu dedi ki...

Merhaba Elçin :)

Rica ederim, benim için bir keyifti, zaman zaman beğendiğim tabloları yine sizlerle paylaşacağım ;)

Sevgiler
Burcu