31 Aralık 2010 Cuma

Mutlu Seneler







Yeni yıl, bana hiç açılmamış kurşun kalem gibi bir his veriyor. 365 günlük ömrü var.
İnsan yeni kelimesinin yenilik getireceğine inandığından ve hiç bir zaman yaşadıklarından tam anlamıyla memnun olamayan bir varlık olduğundan, hep daha iyisini isteyip arzuladığından yeni yıla anlam yükler. O sebepten yeni yıla eğlenerek girmek ister. Halbuki önemli olan yıl içerisinde yaşanacaklardır yani önemli olan yılın başı değil içeriğidir çünkü onlardır sizi mutlu yada üzgün yapan.

Yeni yılın olmazsa olmazları vardır ki bunlar muhakkak yapılır;
bunlardan biri geçen yıla dair analiz yapmaktır. İnsan hatırladıkça iyiki de bunu yapmışım yada bunu  nasıl yapabildim der. Bir diğeri yeni yıldan birşeyler istemektir ki bunlar hep sağlık, mutluluk, rahatlık gibi soyut şeyler olur. Halbuki insan hatırlanmaya değecek anılar yaşamak istemelidir.
Yeni yıl hafızanıza unutulmayacak güzel anılar eklemesi gerekendir. Hatırladıkça tebesüüm ettirenlerden..  

Mutlu seneler :)

30 Aralık 2010 Perşembe

Yeni yılı erken kutladık




















Hayydii eller havaya çiki çiki çiki çiki :))

Dün akşam şirketin Yeni Yıl yemeği vardı. Giderken 1 saat oturur dönerim, çok kalmam eve gidip dinlenirim diyen herkes gibi ve tabi ki bende bu grubun üyesi :) gece 12:00'ye doğru zor ayrıldık mekandan. Çook uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi, keyif aldığımı hatırlamıyorum. En güzel günler, en güzel akşamlar sizlerin olsun :)))

19 Aralık 2010 Pazar

Yolculuk..



Yolculuk tek'liktir. İki tarafa da uzak, bir an'dır yaşanan. Kendiyle baş başa kalmak.. Bazen insan sonsuza kadar gidebilirmiş gibi hisseder. Hayata biraz moladır. Hiç tanışılmayan, taşınılmayacak bir otobüs dolusu insanın içinde kendi içine gömülmektir. İşim gereği Cuma günü Bursa'ya gittim. İlk defa şehir dışına yalnız çıktığım için çok heyecanlıydım. Keyfini çıkarttım kitap okudum, müzik dinledim, film izledim, internete girdim oldukça keyifliydi.




























Feribota binince sıcacık salebimi alıp cam  kenarında deniz'in tadını çıkarttım.















Soğuk, yağmurlu ve kasvetli..














Bırakılan var gelinen yerde, gidilecek yerde özlem giderilecek olanlar.











































Bursa Nilüfer'e indiğimde oldukça sisli, sıkıntılı bir hava vardı.














Bursa'ya gidilir de İskender yenmez mi ? 1867 de kurulmuş olan Kebapçı İskender de yediğim bu lezzet İstanbul'da yediğim hiç bir İskender'e benzemiyordu.



Meşhur sütlü kadayıf tatlısı, yedim tabiki :)

Dönüş yolu her ne kadar gözümde bitmemiş olsa da tek başına yaptığım bu küçük gezintiden mutlu döndüm.Yolculuk bence döndüğünde her şeye  farklı bakabilmek, dayanma gücünü şarj etmektir.

Sevgiler,
Burcu

10 Aralık 2010 Cuma

Çıstak Çıstakk


Müsaadenizle bugün şımarık olmak istiyorum :)
Neden mi ? Şirketimiz kısa zaman önce başka bir firmaya satıldı aslında bu süreç çok can sıkıcı ve köklü bir değişim. Fakaat geçtiğimiz haftalarda grup firmalardan biri Fotoğrafçılık klubü kurdu ve üye firmalardan da isteyen kişilerin katılabileceğini belirttiler. Bu etkinliğin sonucunda sunumlar, eğitimler, geziler, fotoğraf atelyeleri gibi etkinlikler düzenlecek ve bunların sonucu olarak da proje gurupları oluşturup Prof. Dr. Sabit KALFAGİL, Doc.Dr. Oktay ÇOLAK gibi akademik, Fatih ÖZENBAŞ, Ali İhsan GÖKÇEN gibi üstadlardan danışmanlıklar alarak projeler gerçekleştirilmesi planlanıyor. Açıkcası gelen maili ilk okuduğumda çok hoşuma gitmişti fakat profesyonel makinam olmadığı için bu gruba katılabileceğimi bilmiyordum ta ki dün akşam organizasyondan sorumlu kişi ile görüşünceye kadar. Evet amatör makinem bile olsa çekimlere katılıp eğitim alabileceğimi öğrenince çok mutlu oldum ben :) Bu ay içinde çekimlere başlanacak, gelişmeleri sizinle paylaşacağım. Mutluluğumun ikinci nedeni ise izleyici sayım bugün itibari ile 30 oldu bu hafta başından beri her gün yeni kişiler listeme eklendi, umarım bu sayı gün geçtikçe artar, beni takip eden herkese kocaman sevgiler.

Harika bir hafta sonu diliyorum

7 Aralık 2010 Salı

Annemi İstiyorum



Türkiye'de pek çok kadın farklı sebeplerden ötürü erken doğum yapmak zorunda kalıyor. Devlet doğum iznini doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz olmak üzere toplam 16 hafta olarak belirlemiş durumda. Erken doğan bebeklerin zamanında doğan bebeklere göre daha fazla bakıma ve anne sütüne ihtiyaçları olduğu halde bu süreyi kuvözde geçiriyorlar. Prematüre bebekler kuvözden çıktıkları anda anneleri işe başlamış oluyor. O zaman erken doğan bebeklerin annelerine daha uzun süre doğum izni verilmesi gerekmez mi? Bence gerekir? Sizde "Annemi İstiyorum" sosyal sorumluluk projesini duyurmak için kampanya detaylarını paylaşın, hep birlikte erken doğum yapan annelere ve bebeklerine umut olalım :)
19418
Prematüre bebekler anneleriyle daha fazla birlikte olmalı diyorsanız aşağıdaki linke tıklayıp formu doldurun.


5 Aralık 2010 Pazar

Elif Şafak / Firarperest


Huzurlu dingin bir pazar günü Elif Şafak okumak istedim tavsiye ederim,iyi pazarlar.

Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara. Çıkmak oralardan, geçmek dalgakıranların beri tarafına, bilmediğin memleketlere varmak, tatmadığın yemekler yemek, sözlerini anlamadığın şarkılarla içlenmek, risk almak, dağılmak ve parçalanmak ve hasret çekmek buram buram, gurbetin tadına bakmak ve kendini yabancının gözünden görmek, şaşırmak yeniden, şaşırmak bir çocuk gibi dünyanın hallerine, çeşitliliğine, güzelliğine, acımasızlıklarına.. şaşırmak ölene kadar...şaşırma kabiliyetini hiç yitirmemek... Budur son tahlilde Ademoğullarına, Havvakızlarına kendilerini keşfettiren serüven.


Elif Şafak / 
Firarperest

3 Aralık 2010 Cuma